<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Gültepe Lisesi Özel Web Forum Sitesi~Gultepelisesi.Com - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://gultepelisesi.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Gültepe Lisesi Özel Web Forum Sitesi~Gultepelisesi.Com - http://gultepelisesi.com/forum]]></description>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2008 10:28:28 -0800</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[11.sınıflar edebiyat ödevi 21-50]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1517</link>
			<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 19:13:11 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1517</guid>
			<description><![CDATA[Edebiyat'tan 21 den 50 ye kadar<br />
<br />
Link olarak ekliyorum<br />
2 tane alternatif link var<br />
<br />
http://www.speedyshare.com/755252681.html<br />
<br />
http://rapidshare.com/files/14778061...kadar.rar.html<br />
<br />
ikisinden de çekebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Edebiyat'tan 21 den 50 ye kadar<br />
<br />
Link olarak ekliyorum<br />
2 tane alternatif link var<br />
<br />
http://www.speedyshare.com/755252681.html<br />
<br />
http://rapidshare.com/files/14778061...kadar.rar.html<br />
<br />
ikisinden de çekebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ben ağladım yalnızca arkandan=(]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1516</link>
			<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 19:54:57 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1516</guid>
			<description><![CDATA[Ben agladım ardından yalnızca&#8230;<br />
Bakakaldım sen ardında ki ben&#8217;e bakmadan giderken.<br />
Sen uzaklastın ben agladım,sen gittin ben agladım&#8230;<br />
Yolun gerisinde kalakaldım öylece<br />
Senin o kaldırımda yürümeni izledim..giderkende sevdim seni..<br />
Sen giderken ben sana daha çok baglandım..<br />
Özledim..ama gelemedim sana,istemedin aşamadım bende yolu,aşıp varamadım sana,kaldıramadım etrafındaki kalkanları..<br />
Ağladım,gecelerce hayalinle boğustum..<br />
Ama sen gittin;bakmadan,düşünmeden,aldırmadan gittin..<br />
Anıları bıraktın bende,canımı hergün daha çok yakan anıları&#8230;<br />
Küstüm yüreğime sen gidince,yüreğimde bana küstü&#8230;yaşanmış yaşanmamış bütün aşklara küstü&#8230;<br />
Acıdı da acıttı da,agladı da aglattı da..<br />
Sen giderken sanki durdu zaman..zaman durdu,sen gittin..<br />
Elimde kaldı kuruttuğum çiçekler,kulağımda hala son sözlerin,gözlerin hala gözlerimde,sevgin yüreğimde&#8230;<br />
<br />
Ben agladım ardından,sen anlamadın&#8230;<br />
<br />
Ve şimdi yoruldum ben!!!<br />
<br />
Hergün hayallerimi öldürmekten ve hergün sana dair yeni hayallere başlamaktan&#8230;<br />
&#8220;bekleme&#8221;desende seni beklemekten,&#8221;özleme&#8221;desende seni özlemekten,&#8221;sevme&#8221;desende seni sevmekten yoruldum&#8230;aglamaktan yoruldum..<br />
Gülmek bile acıtmaya basladı içimi artık..ben güldükçe soldu yüreğim;agladım,suladım yüreğimi,can verdim ona her gözyaşımla&#8230;ama o da yoruldu artık&#8230;<br />
Agladım ya,bitti gözyaslarım&#8230;<br />
<br />
SANA SON SESLENİŞ BU;<br />
YÜZÜM GÜLECEK ARTIK,YÜREĞİM ÖLSEDE UGRUNA!!!!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ben agladım ardından yalnızca&#8230;<br />
Bakakaldım sen ardında ki ben&#8217;e bakmadan giderken.<br />
Sen uzaklastın ben agladım,sen gittin ben agladım&#8230;<br />
Yolun gerisinde kalakaldım öylece<br />
Senin o kaldırımda yürümeni izledim..giderkende sevdim seni..<br />
Sen giderken ben sana daha çok baglandım..<br />
Özledim..ama gelemedim sana,istemedin aşamadım bende yolu,aşıp varamadım sana,kaldıramadım etrafındaki kalkanları..<br />
Ağladım,gecelerce hayalinle boğustum..<br />
Ama sen gittin;bakmadan,düşünmeden,aldırmadan gittin..<br />
Anıları bıraktın bende,canımı hergün daha çok yakan anıları&#8230;<br />
Küstüm yüreğime sen gidince,yüreğimde bana küstü&#8230;yaşanmış yaşanmamış bütün aşklara küstü&#8230;<br />
Acıdı da acıttı da,agladı da aglattı da..<br />
Sen giderken sanki durdu zaman..zaman durdu,sen gittin..<br />
Elimde kaldı kuruttuğum çiçekler,kulağımda hala son sözlerin,gözlerin hala gözlerimde,sevgin yüreğimde&#8230;<br />
<br />
Ben agladım ardından,sen anlamadın&#8230;<br />
<br />
Ve şimdi yoruldum ben!!!<br />
<br />
Hergün hayallerimi öldürmekten ve hergün sana dair yeni hayallere başlamaktan&#8230;<br />
&#8220;bekleme&#8221;desende seni beklemekten,&#8221;özleme&#8221;desende seni özlemekten,&#8221;sevme&#8221;desende seni sevmekten yoruldum&#8230;aglamaktan yoruldum..<br />
Gülmek bile acıtmaya basladı içimi artık..ben güldükçe soldu yüreğim;agladım,suladım yüreğimi,can verdim ona her gözyaşımla&#8230;ama o da yoruldu artık&#8230;<br />
Agladım ya,bitti gözyaslarım&#8230;<br />
<br />
SANA SON SESLENİŞ BU;<br />
YÜZÜM GÜLECEK ARTIK,YÜREĞİM ÖLSEDE UGRUNA!!!!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SuStuM!..]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1515</link>
			<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 10:55:20 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1515</guid>
			<description><![CDATA[SUSTUM<br />
Sustum!<br />
Şimdilerde yaptığım anlamlı tek eylem<br />
Biliyorum ki konuşursam yine ben üzüleceğim<br />
İşte bu yüzden sustum.<br />
Ya sessizce bekleyeceğim<br />
Ya da sensizliğe dayanamayıp gideceğim<br />
Ardıma bakarsam yenilmiş olurum<br />
Üzerim sevenlerimi, istemesemde<br />
Her şey den önce gelir vazgeçilmez gururum&#8230;<br />
                                      İMZA: Ufuk Kısa]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SUSTUM<br />
Sustum!<br />
Şimdilerde yaptığım anlamlı tek eylem<br />
Biliyorum ki konuşursam yine ben üzüleceğim<br />
İşte bu yüzden sustum.<br />
Ya sessizce bekleyeceğim<br />
Ya da sensizliğe dayanamayıp gideceğim<br />
Ardıma bakarsam yenilmiş olurum<br />
Üzerim sevenlerimi, istemesemde<br />
Her şey den önce gelir vazgeçilmez gururum&#8230;<br />
                                      İMZA: Ufuk Kısa]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bunları Bilimde Çözemiyor!!!...]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1514</link>
			<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 11:14:58 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1514</guid>
			<description><![CDATA[Bilimin çözemediği 10 olgu! <br />
<br />
Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve güzel gezegenimiz Dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için &#8216;sır&#8217; olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan &#8216;10 Gizemli Olgu&#8217;nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO&#8217;lara, psişik güçlerden &#8216;déjà vu&#8217; duygusuna kadar tartışılan ve açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor. <br />
<br />
1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI<br />
Bir efsaneye dönüşen &#8216;plasebo etkisi&#8217; zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu &#8216;yalancı&#8217; ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir &#8216;mucize&#8217;den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor. <br />
<br />
2 - HAYALETLER<br />
&#8220;Ölü insanlar görüyorum&#8221; repliğiyle zihnimize kazınan &#8216;Altıncı His&#8217; filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut. <br />
<br />
3 - DEJA VU<br />
Fransızca bir kelime olan &#8216;déjà vu&#8217;, Türkçede &#8216;daha önce görülmüş&#8217; anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi &#8216;déjà vu&#8217; hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar &#8216;déjà vu&#8217; ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor. <br />
<br />
4 - TAOS UĞULTUSU<br />
ABD&#8217;nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın... Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı. <br />
<br />
5 - DUYU ÖTESİ ALGI<br />
Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.<br />
<br />
6 - ÖNSEZİ<br />
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece &#8216;görünüşte bilmediğimiz&#8217; bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması <br />
<br />
7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT<br />
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse &#8216;öbür taraf&#8217;tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. &#8216;Öbür dünya&#8217; meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını... Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak. <br />
<br />
8 - UFO&#8217;LAR...<br />
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO&#8217;nun açılımı &#8216;Tanımlanamayan Uçan Nesne&#8217;... Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor. <br />
<br />
<br />
9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR<br />
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872&#8217;de Portekiz yakınlarında bulunan &#8216;hayalet gemi&#8217; Marie Celeste&#8217;in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları. Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor. <br />
<br />
10 - BÜYÜK AYAK<br />
Bu gizem de Amerika&#8217;dan... Yeni Kıta&#8217;da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, &#8216;Büyük Ayak&#8217; adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak&#8217;ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya&#8217;nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilimin çözemediği 10 olgu! <br />
<br />
Modern tıp artık pek çok hastalığın çaresini buluyor, son 10 yılda teknolojide gelinen nokta hayal sınırlarımızı zorluyor. Ancak bütün bu sevindirici gelişmelere karşın, evren ve güzel gezegenimiz Dünya, hikmetini bir türlü çözemediğimiz sırlarla dolu. Üstelik bu konularda yürütülen çalışmalar, araştırmalar da en azından yakın gelecekte pek umut verici görünmüyorlar. Amerikan LiveScience dergisinde, yüzyıllardır gizemi çözülmeye çalışılan, varlığı ve yokluğu tartışılan, somut kanıtlara sahip olunamadığı için &#8216;sır&#8217; olarak kalmayı sürdüren, bilimin bir türlü kesin ve akla yatkın bir açıklama sunamadığı tuhaf, ürpertici, merak uyandırıcı, en çok konuşulan &#8216;10 Gizemli Olgu&#8217;nun listesi yayımlandı. Hayaletlerden UFO&#8217;lara, psişik güçlerden &#8216;déjà vu&#8217; duygusuna kadar tartışılan ve açıklanamayan 10 fenomen sizi bekliyor. <br />
<br />
1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI<br />
Bir efsaneye dönüşen &#8216;plasebo etkisi&#8217; zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Bazen de bu &#8216;yalancı&#8217; ilaçların işe yaradığını kanıtlamak istercesine, içtiklerinin etkisiyle acı çekiyorlar. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir &#8216;mucize&#8217;den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor. <br />
<br />
2 - HAYALETLER<br />
&#8220;Ölü insanlar görüyorum&#8221; repliğiyle zihnimize kazınan &#8216;Altıncı His&#8217; filminden, lisedeyken ev partilerinde pek çoğumuzun katıldığı masum ruh çağırma seanslarından, çocukken masal gibi dinlediğimiz korkulu hayalet hikâyelerine kadar ruhlar üzerine hep konuşulur. Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çoğumuzun yakın çevresinde bile mevcut. <br />
<br />
3 - DEJA VU<br />
Fransızca bir kelime olan &#8216;déjà vu&#8217;, Türkçede &#8216;daha önce görülmüş&#8217; anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Birçok kişi &#8216;déjà vu&#8217; hissini psişik bir deneyim olarak algılar. Birçok kişiye göre ise bunlar, önceki hayatlarımızdan davetsiz çıkıp gelen anlık karelerdir. Araştırmacılar &#8216;déjà vu&#8217; ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor. <br />
<br />
4 - TAOS UĞULTUSU<br />
ABD&#8217;nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın... Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı. <br />
<br />
5 - DUYU ÖTESİ ALGI<br />
Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor. Eğer bu tespit doğruysa, bilimin psişik güçlerin varlığını, gelecekte de ne ispat edebilmesi ne de çürütebilmesi mümkün görünmüyor.<br />
<br />
6 - ÖNSEZİ<br />
İster altıncı his, ister önsezi, ister kötü hisler diyelim; hepimizin hayatımızda en az bir ya da birkaç kez garip sezgilerimizi rehber alarak hareket ettiğimiz olmuştur. Elbette bu karamsar hislerimiz çoğunlukla yanlış çıkar. Ancak kimi zaman kimi insanların altıncı hisleri -ne yazık ki- doğru alarm verir. Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece &#8216;görünüşte bilmediğimiz&#8217; bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması <br />
<br />
7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT<br />
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse &#8216;öbür taraf&#8217;tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. &#8216;Öbür dünya&#8217; meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını... Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak. <br />
<br />
8 - UFO&#8217;LAR...<br />
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO&#8217;nun açılımı &#8216;Tanımlanamayan Uçan Nesne&#8217;... Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor. <br />
<br />
<br />
9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR<br />
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872&#8217;de Portekiz yakınlarında bulunan &#8216;hayalet gemi&#8217; Marie Celeste&#8217;in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları. Kaybolanlar, normal şartlarda polis soruşturması, itiraflar ya da tesadüf sonucu bulunuyor. Ancak ortada kanıt olmadığı zaman insan, psişik detektiflerin işe ele atması gerektiğini düşünüyor. <br />
<br />
10 - BÜYÜK AYAK<br />
Bu gizem de Amerika&#8217;dan... Yeni Kıta&#8217;da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, &#8216;Büyük Ayak&#8217; adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak&#8217;ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya&#8217;nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BİLİM TARİHİNDE İLKLER...]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1513</link>
			<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 11:03:47 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1513</guid>
			<description><![CDATA[MÖ 40.000 Suda yüzen kütük,ağaçları kolayca taşımak ve köyden köye yolculuk etmek için.<br />
                     Dallardan yapılmış kulübe,hayvan postlarıyla kaplanmış,kurulması kolay,av alanlarını izlemek için yer değiştirmeye elverişli.<br />
                    Sıcak çorba,deriden yapılmış tulumlar ateşe dayanmadığından,yemek pişiren kadın,kıpkırmızı olmuş taşları doğrudan doğruya çorbanın içine atardı.<br />
                    Takılar,kemikten ve çakıltaşından yapılmıştır.<br />
MÖ 30.000 Resim,mağaraların iç duvarlarında bulunan resimlerin renkleri,topraktan ve başka doğal boyalardan elde edilmektedir.Belki yazının kaynağını da burada görmek gerekir.Konuşma diline gelince,başlangıç dönemi bilinmiyor.<br />
MÖ 25.000 Özel aletler,taş balta,kemik bıçak,kemikten ya da balık kılçığından yapılmış dikiş iğnesi.<br />
MÖ 10.000 Köpek Zekası,koku alma yetisi,belleği,aynı zamanda arkadaşa olan gereksinimiyle köpek,on bin yıldır avda olduğu kadar kulübede de insanın sadık dostudur. <br />
MÖ 5.000 Domuz ve koyun yetiştirme,ardından öküzün evcilleştirilmesi.Bin yıl sonra sıra,Hindistan'da horoz ve tavuklara gelecektir.<br />
                   Dokuma,önce Mısır'da yün dokunur,iki bin yıl sonra ketenin,ardından Hindistan'dan gelen pamuğun dokumasına geçilir.<br />
MÖ 4.000 Çömlekçilik,Çin'de ve Akdeniz kıyılarında ortaya çıkmıştır.     <br />
            Yazı,Mezopotamya'da doğdu.<br />
MÖ 3.000 Tekerlek,Kalde'de(bugünkü Irak)İbrahim Peygamber'in doğduğu,Ur şehrinde ortaya çıkmıştır.Bütün zamanların en önde gelen buluşudur.Sadece ayakların,kanatların ya da yüzgeçlerin art arda hareketinin var olduğu doğa,tekerlek için örnek oluşturamamıştır.<br />
MÖ 3000   civarı Babilliler ilk toplama makinesi olan abaküsü icat etti.<br />
<br />
MÖ 1300  civarı Suriyeliler kendi alfabelerini geliştirdi.<br />
<br />
MÖ 700   Lidya'da (bugünkü Türkiye'de) malların alım satımı için ilk kez para kullanıldı.<br />
<br />
MÖ 287 Kaldıraç ve vida kullanarak pek çok değerli mekanik aygıt icat eden Arkhimedes doğdu.<br />
<br />
MÖ 10 civan Romalı mimar Vitruvius bir vinç tasarladı.<br />
<br />
999 Milattan sonra Bir keşiş tarafından mekanik saat icat edildi<br />
<br />
1000 civarı Çinliler havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut kullandı.<br />
<br />
1045 civarı Çin'de Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat etti.<br />
<br />
1280 İlk gözlük İtalya'da yapıldı. <br />
<br />
1450'ler Johannes Gutenberg'in baskı makineleri  kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.<br />
<br />
1452 Birçok makine icat eden sanatçı Leonardo da Vinci doğdu.<br />
<br />
1569 Flaman haritacı Mercator, yeni bir harita yapma yöntemi geliştirdi.<br />
1592 Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.<br />
<br />
1614 İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.<br />
<br />
1642 Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti.<br />
<br />
1643 Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti.<br />
<br />
1656 Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı.<br />
<br />
1665 Robert Hooke'un Küçük Çizimler adlı kitabındaki çizimler, yeni mikroskopların gücünü gösteriyordu.<br />
<br />
1668 Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.<br />
<br />
1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.<br />
<br />
1733 İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan mekik" adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı.<br />
<br />
1771 Richard Arkwright'ın suyla çalışan çıkrığı eskiye göre çok daha sağlam pamuk ipliği üretiyordu.<br />
<br />
1778 Joseph Braham'ın yeni tuvalet sistemini icat etmesiyle ev içi sağlık koşullarında önemli bir gelişme kaydedildi.<br />
<br />
1783 Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.<br />
<br />
1783 Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.<br />
<br />
1797 Bir Fransız, balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini gösterdi.<br />
<br />
1801 İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.<br />
<br />
1804 Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.<br />
<br />
1814 Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi.<br />
<br />
1815 Humphry Davy, madenlerde çalışmayı çok daha güvenli hale getiren bir madenci lambası icat etti.<br />
<br />
1819 Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.<br />
<br />
1821 Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı "fark makinesi"nin üzerinde çalışmaya başladı.<br />
<br />
1826 Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.<br />
<br />
1829 George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti.<br />
<br />
1830 İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.<br />
<br />
1836 Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca "altıpatlar"ın patentini aldı.<br />
<br />
1837 Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.<br />
<br />
1837 İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.<br />
<br />
1839 Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti.<br />
<br />
1843 Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.<br />
<br />
1846 Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.<br />
<br />
1848 İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek için kuruldu.<br />
<br />
1849 Çengelli iğne icat edildi.<br />
<br />
1857 New York'ta bir dükkan asansörü olan ilk bina oldu.<br />
<br />
1860 Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.<br />
<br />
1863 İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da işletmeye açıldı<br />
<br />
1868 Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.<br />
<br />
1872 Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti.<br />
<br />
1876 Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.<br />
<br />
1876 Amerikalı üretken mucit Thomas Edison icatlar fabrikasını kurdu.<br />
<br />
1877 Edison fonografı icat etti.<br />
<br />
1878 Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.<br />
<br />
1879 Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.<br />
<br />
1881 Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.<br />
<br />
1884 Hiram Maxim ilk makineli tüfeği tanıttı.<br />
<br />
1885 Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.<br />
<br />
1885 Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti.<br />
<br />
1886 Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.<br />
<br />
1888 George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti.<br />
<br />
1889 Edison'un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.<br />
<br />
1890 Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.<br />
<br />
1890 Herman Hollerith'in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika'da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı.<br />
<br />
1895 Paris'te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.<br />
<br />
1898 Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.<br />
<br />
1901 King Camp Gillette, kullanıldıktan sonra atılan ilk güvenli traş bıçağının patentini aldı.<br />
<br />
1902 İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.<br />
<br />
1903 Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.<br />
<br />
1903 Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.<br />
<br />
1903 Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.<br />
<br />
1904 John Fleming'in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.<br />
<br />
1908 Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
1909 General Electric şirketi elektrikli ekmek kızartma makinesini yaptı.<br />
<br />
1923 İki İsveçli mucit ilk buzdolabını tasarladı.<br />
<br />
1925 Londra'da trafik lambaları kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
1926 John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.<br />
<br />
1926 Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.<br />
<br />
1928 Bir Amerikan icadı olan seloteyp günlük yaşama girdi.<br />
<br />
1929 Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için "demir ciğer"i icat etti.<br />
<br />
1933 İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.<br />
<br />
1933 Bir kedinin gözünün araba farlarını yansıtmasından esinlenen Percy Shaw, sürücülerin dikkatini yol çizgilerine çeken kedigözünü icat etti.<br />
<br />
1935 Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.<br />
<br />
1937 Dünyanın en büyük zeplini Hindenburg'un yanıp 35 yolcunun ölmesinden sonra zeplinle taşımacılıktan vazgeçildi.<br />
<br />
1938 Macar mucit Lazlo Biro, biro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.<br />
<br />
1938 Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.<br />
<br />
1939 İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.<br />
<br />
1942 Wernher von Braun, AImanya'nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2'yi fırlattı.<br />
<br />
1942 Enrico Fermi, ABD'nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.<br />
<br />
1945 Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.<br />
<br />
1945 ABD, Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atom bombası attı.<br />
<br />
1946 John Mauchy ve John Eckert'in geliştirdiği, Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.<br />
<br />
1947 Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.<br />
<br />
1948 Amerikalı üç bilim adamı John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley transistör denilen bir cihaz icat ederek elektronik devrelerin çok daha küçülmesini sağladı. Daha sonra, bu icatlarıyla Nobel Ödülü aldılar.<br />
<br />
1957 Sovyetler Birliği tarafından Dünya'nın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I  fırlatıldı.<br />
<br />
1959 Christopher Cockerell tarafından tasarlanan hoverkraft halka gösterildi.<br />
<br />
1960 Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.<br />
<br />
1962 Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.<br />
<br />
1977 Dünya'nın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.<br />
<br />
1982 Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.<br />
<br />
1987 İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.<br />
<br />
1990 Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MÖ 40.000 Suda yüzen kütük,ağaçları kolayca taşımak ve köyden köye yolculuk etmek için.<br />
                     Dallardan yapılmış kulübe,hayvan postlarıyla kaplanmış,kurulması kolay,av alanlarını izlemek için yer değiştirmeye elverişli.<br />
                    Sıcak çorba,deriden yapılmış tulumlar ateşe dayanmadığından,yemek pişiren kadın,kıpkırmızı olmuş taşları doğrudan doğruya çorbanın içine atardı.<br />
                    Takılar,kemikten ve çakıltaşından yapılmıştır.<br />
MÖ 30.000 Resim,mağaraların iç duvarlarında bulunan resimlerin renkleri,topraktan ve başka doğal boyalardan elde edilmektedir.Belki yazının kaynağını da burada görmek gerekir.Konuşma diline gelince,başlangıç dönemi bilinmiyor.<br />
MÖ 25.000 Özel aletler,taş balta,kemik bıçak,kemikten ya da balık kılçığından yapılmış dikiş iğnesi.<br />
MÖ 10.000 Köpek Zekası,koku alma yetisi,belleği,aynı zamanda arkadaşa olan gereksinimiyle köpek,on bin yıldır avda olduğu kadar kulübede de insanın sadık dostudur. <br />
MÖ 5.000 Domuz ve koyun yetiştirme,ardından öküzün evcilleştirilmesi.Bin yıl sonra sıra,Hindistan'da horoz ve tavuklara gelecektir.<br />
                   Dokuma,önce Mısır'da yün dokunur,iki bin yıl sonra ketenin,ardından Hindistan'dan gelen pamuğun dokumasına geçilir.<br />
MÖ 4.000 Çömlekçilik,Çin'de ve Akdeniz kıyılarında ortaya çıkmıştır.     <br />
            Yazı,Mezopotamya'da doğdu.<br />
MÖ 3.000 Tekerlek,Kalde'de(bugünkü Irak)İbrahim Peygamber'in doğduğu,Ur şehrinde ortaya çıkmıştır.Bütün zamanların en önde gelen buluşudur.Sadece ayakların,kanatların ya da yüzgeçlerin art arda hareketinin var olduğu doğa,tekerlek için örnek oluşturamamıştır.<br />
MÖ 3000   civarı Babilliler ilk toplama makinesi olan abaküsü icat etti.<br />
<br />
MÖ 1300  civarı Suriyeliler kendi alfabelerini geliştirdi.<br />
<br />
MÖ 700   Lidya'da (bugünkü Türkiye'de) malların alım satımı için ilk kez para kullanıldı.<br />
<br />
MÖ 287 Kaldıraç ve vida kullanarak pek çok değerli mekanik aygıt icat eden Arkhimedes doğdu.<br />
<br />
MÖ 10 civan Romalı mimar Vitruvius bir vinç tasarladı.<br />
<br />
999 Milattan sonra Bir keşiş tarafından mekanik saat icat edildi<br />
<br />
1000 civarı Çinliler havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut kullandı.<br />
<br />
1045 civarı Çin'de Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat etti.<br />
<br />
1280 İlk gözlük İtalya'da yapıldı. <br />
<br />
1450'ler Johannes Gutenberg'in baskı makineleri  kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.<br />
<br />
1452 Birçok makine icat eden sanatçı Leonardo da Vinci doğdu.<br />
<br />
1569 Flaman haritacı Mercator, yeni bir harita yapma yöntemi geliştirdi.<br />
1592 Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.<br />
<br />
1614 İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.<br />
<br />
1642 Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti.<br />
<br />
1643 Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti.<br />
<br />
1656 Christian Huygens, Galileo'nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı.<br />
<br />
1665 Robert Hooke'un Küçük Çizimler adlı kitabındaki çizimler, yeni mikroskopların gücünü gösteriyordu.<br />
<br />
1668 Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.<br />
<br />
1698 Thomas Savery'nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.<br />
<br />
1733 İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen "uçan mekik" adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı.<br />
<br />
1771 Richard Arkwright'ın suyla çalışan çıkrığı eskiye göre çok daha sağlam pamuk ipliği üretiyordu.<br />
<br />
1778 Joseph Braham'ın yeni tuvalet sistemini icat etmesiyle ev içi sağlık koşullarında önemli bir gelişme kaydedildi.<br />
<br />
1783 Marquis de Jouffroy d'Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.<br />
<br />
1783 Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.<br />
<br />
1797 Bir Fransız, balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini gösterdi.<br />
<br />
1801 İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.<br />
<br />
1804 Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.<br />
<br />
1814 Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi.<br />
<br />
1815 Humphry Davy, madenlerde çalışmayı çok daha güvenli hale getiren bir madenci lambası icat etti.<br />
<br />
1819 Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.<br />
<br />
1821 Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı "fark makinesi"nin üzerinde çalışmaya başladı.<br />
<br />
1826 Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.<br />
<br />
1829 George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti.<br />
<br />
1830 İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.<br />
<br />
1836 Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca "altıpatlar"ın patentini aldı.<br />
<br />
1837 Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.<br />
<br />
1837 İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.<br />
<br />
1839 Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti.<br />
<br />
1843 Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.<br />
<br />
1846 Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.<br />
<br />
1848 İlk yürüyen merdiven, New York'ta turist çekmek için kuruldu.<br />
<br />
1849 Çengelli iğne icat edildi.<br />
<br />
1857 New York'ta bir dükkan asansörü olan ilk bina oldu.<br />
<br />
1860 Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.<br />
<br />
1863 İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra'da işletmeye açıldı<br />
<br />
1868 Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.<br />
<br />
1872 Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti.<br />
<br />
1876 Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.<br />
<br />
1876 Amerikalı üretken mucit Thomas Edison icatlar fabrikasını kurdu.<br />
<br />
1877 Edison fonografı icat etti.<br />
<br />
1878 Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.<br />
<br />
1879 Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.<br />
<br />
1881 Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.<br />
<br />
1884 Hiram Maxim ilk makineli tüfeği tanıttı.<br />
<br />
1885 Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.<br />
<br />
1885 Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti.<br />
<br />
1886 Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.<br />
<br />
1888 George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti.<br />
<br />
1889 Edison'un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.<br />
<br />
1890 Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.<br />
<br />
1890 Herman Hollerith'in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika'da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı.<br />
<br />
1895 Paris'te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.<br />
<br />
1898 Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.<br />
<br />
1901 King Camp Gillette, kullanıldıktan sonra atılan ilk güvenli traş bıçağının patentini aldı.<br />
<br />
1902 İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.<br />
<br />
1903 Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.<br />
<br />
1903 Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.<br />
<br />
1903 Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.<br />
<br />
1904 John Fleming'in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.<br />
<br />
1908 Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
1909 General Electric şirketi elektrikli ekmek kızartma makinesini yaptı.<br />
<br />
1923 İki İsveçli mucit ilk buzdolabını tasarladı.<br />
<br />
1925 Londra'da trafik lambaları kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
1926 John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.<br />
<br />
1926 Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.<br />
<br />
1928 Bir Amerikan icadı olan seloteyp günlük yaşama girdi.<br />
<br />
1929 Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için "demir ciğer"i icat etti.<br />
<br />
1933 İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.<br />
<br />
1933 Bir kedinin gözünün araba farlarını yansıtmasından esinlenen Percy Shaw, sürücülerin dikkatini yol çizgilerine çeken kedigözünü icat etti.<br />
<br />
1935 Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.<br />
<br />
1937 Dünyanın en büyük zeplini Hindenburg'un yanıp 35 yolcunun ölmesinden sonra zeplinle taşımacılıktan vazgeçildi.<br />
<br />
1938 Macar mucit Lazlo Biro, biro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.<br />
<br />
1938 Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.<br />
<br />
1939 İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.<br />
<br />
1942 Wernher von Braun, AImanya'nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2'yi fırlattı.<br />
<br />
1942 Enrico Fermi, ABD'nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.<br />
<br />
1945 Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.<br />
<br />
1945 ABD, Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atom bombası attı.<br />
<br />
1946 John Mauchy ve John Eckert'in geliştirdiği, Amerika'nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.<br />
<br />
1947 Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.<br />
<br />
1948 Amerikalı üç bilim adamı John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley transistör denilen bir cihaz icat ederek elektronik devrelerin çok daha küçülmesini sağladı. Daha sonra, bu icatlarıyla Nobel Ödülü aldılar.<br />
<br />
1957 Sovyetler Birliği tarafından Dünya'nın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I  fırlatıldı.<br />
<br />
1959 Christopher Cockerell tarafından tasarlanan hoverkraft halka gösterildi.<br />
<br />
1960 Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.<br />
<br />
1962 Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.<br />
<br />
1977 Dünya'nın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.<br />
<br />
1982 Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.<br />
<br />
1987 İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.<br />
<br />
1990 Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[LİSE YILLARI!!!...]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1512</link>
			<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 19:26:42 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1512</guid>
			<description><![CDATA[Masum bir çocuk gibi<br />
Hayatı tanırsın her yönüyle<br />
Aşık olursun deli dolu<br />
Hatalar yaparsın çoğu zaman<br />
Ama yinede vazgeçmezsin<br />
Acıyı hissetmekten<br />
Büyüdüğüne inanırsın<br />
Aslında daha yolum başıdır<br />
Dev aynada izlersin kendini<br />
Hayata çelme taktığını sanırsın<br />
Oysa bilmezsin ki hayat denen şeyi<br />
Lise biter saltanatın da biter<br />
Artık canım dediğin dostlar yoktur yanında<br />
Farklı diyarlardadırlar kankaların<br />
Sıralarda oturmaya benzemez hayat<br />
Kopya vermez kimse sana dersten kalınca<br />
Arkadaşların arkanı kollamaz her suçunda<br />
Yalnızsındır bu hayat yolunda<br />
Alışırsın er geç tanırsın kim dost kim düşman<br />
Yanlış doğru bir hayat çizersin kendine<br />
Her yalnız kalışlarında<br />
bir damla gözyaşıyla hatırlarsın lise yıllarını<br />
Hasretini çekersin buram buram<br />
Geride kalmıştır artık o güzel yıllar<br />
Yanağındaki sızıntı gözünde canlanan anılar<br />
Arkası imzayla dolu bir fotoğraf<br />
Miras kalmıştır lise yıllarından&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Masum bir çocuk gibi<br />
Hayatı tanırsın her yönüyle<br />
Aşık olursun deli dolu<br />
Hatalar yaparsın çoğu zaman<br />
Ama yinede vazgeçmezsin<br />
Acıyı hissetmekten<br />
Büyüdüğüne inanırsın<br />
Aslında daha yolum başıdır<br />
Dev aynada izlersin kendini<br />
Hayata çelme taktığını sanırsın<br />
Oysa bilmezsin ki hayat denen şeyi<br />
Lise biter saltanatın da biter<br />
Artık canım dediğin dostlar yoktur yanında<br />
Farklı diyarlardadırlar kankaların<br />
Sıralarda oturmaya benzemez hayat<br />
Kopya vermez kimse sana dersten kalınca<br />
Arkadaşların arkanı kollamaz her suçunda<br />
Yalnızsındır bu hayat yolunda<br />
Alışırsın er geç tanırsın kim dost kim düşman<br />
Yanlış doğru bir hayat çizersin kendine<br />
Her yalnız kalışlarında<br />
bir damla gözyaşıyla hatırlarsın lise yıllarını<br />
Hasretini çekersin buram buram<br />
Geride kalmıştır artık o güzel yıllar<br />
Yanağındaki sızıntı gözünde canlanan anılar<br />
Arkası imzayla dolu bir fotoğraf<br />
Miras kalmıştır lise yıllarından&#8230;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lise Yılları (Eylül'de Sonbahar)]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1511</link>
			<pubDate>Thu, 25 Sep 2008 19:24:05 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1511</guid>
			<description><![CDATA[EYLÜL&#8217;DE SONBAHAR<br />
<br />
O yıl gelmesini beklediğin en önemli günleri barındırır içinde eylül,güneşle yağmurun birlikte olduğu,birbirine kentlendiği aydır kimileri için,kimileri içinse okulun ilk günlerindeki tarif edilemeyen duyguları barındıran şefkatli sonbahar günlerine benzer,yeni bakışlar,yeni arkadaşlar,yeni düşünceler ve daha niceleriyle süslüdür,insanı mutlu edebilecek her şey vardır aslında,huzur dolu günlerin başlangıcıdır,lisedeki ilk eylülün&#8230;<br />
<br />
<br />
Orda mutlu olmanın aslında kendi mutluluğunun olmadığını öğrenirsin ilk yılında,dostların mutlu değilse sen de mutlu değilsindir,mutluluk kavramı senin için değişmiştir orada,çünkü etrafında ilk defa çok güvendiğin dostların vardır,ilk defa dostun olmuştur orada,ve ilk defa senin için kendini öne atan insanları görmüşsündür,sende değişmişsindir,önce arkadaşlarını mutlu etmeyi düşünmüş sonra kendin . için arda kalanları almışsındır,ilk yılı dostlarının arasında insanlığın ne demek olduğunu öğrenerek geçirmişsindir,ve gerçekten ilk defa huzurlusundur&#8230;<br />
<br />
<br />
İkinci yıl ilk defa aşık olursun ve ilk defa reddedilirsin,bir köşeye geçer gözyaşlarınla birlikte hayallerini dökersin koridorlara,yine yanında dostların vardır,seni yine dostların teselli eder&#8230;ilk defa dostların için kavga etmeye gidersin,ilk defa . dayak yersin bir dostun için belki de ama yine de mutlusundur çünkü dostunla birlikte yemişsindir o dayağı,hayatta hep yanında olduğuna inandığın kişiylesindir yine,ve yine mutlusundur o sonbahar vaktinde,ayrılırsın dostundan,ilk defa üzülerek&#8230;<br />
<br />
Yaz tatilini bekleyerek geçirirsin ilk defa,ilk defa okulun tekrar açılmasını beklersin,beklersin;beklerken de boş durmasın her an elinde telefon . birilerine mesaj atarsın ve heyecanla beklersin karşılığını,bazen karşılığının gelmeyeceğini bildiğin mesajlar atar ama yine de beklersin gece yarılarına kadar&#8230;<br />
<br />
<br />
Üçüncü yıla daha bir mutlu girersin,arkadaşlarınla buluşmanın heyecanı içindesindir,sarı kızın gelmiştir tekrar karşına,tankerin de yanındadır o gün,hele hele inek görünüşlü kişiler,tabi melekleri de unutmamak lazım,işte böyle tarif edilmesi güç duygularla dolusundur.Yine her zamanki gibi okulu turlarsın o ilk baharın güneşli günlerinde,mart&#8217;ı beklersin,ocağın geçmediğini bilebile,bir daha aşık olursun ama bu sefer duygularını bastırırsın çünkü tekrar reddedilmekten korkarsın,ve de nitekim öyle olur&#8230; o yılıda acı tatlı anılarla geçirirsin,ayrılık vakti geldiğinde içten içe ağlarsın,fakat azda olsa mutlusundur çünkü tekrar geri döneceğini bilirsin&#8230;<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Dördüncü yılına yani son senene girersin okulda,sonbaharı son kez geçirirsin,ama bu sefer yapraklar eskisinden daha bir garip dökülür senin için,çünkü ilk defa ayrılacağını düşünürsün ve etrafında hiç kimseyi göremezsin,ilkbaharı beklersin mutlu olacağını düşünerek&#8230;İlkbahar gerçekten daha bir garip gelir o yıl,ilkbaharın gelişi mutlu etmez hiç kimseyi,herkes sevinçli görünür birbirine fakat hiç kimse içinden geçeni söyleyemez,nedeni nedir bilinmez aslında?Gözler bakar umutsuzca,kalp gözleri konuşturur,kulaklar sanki duyuyormuşcasına dikkatle dinler onları;hiç kimse gözlerini kapamak istemez çünkü bilirler yıldızları gökyüzünde tutan o an için o bakışlardır,o bakışlar bir ömrün en önemli anlarının tek kanıtıdır belkide&#8230;zil çalar herkes kalkar gider usulca,zaman . geçer ve uyku vakti gelir.Bir türlü uyku tutmaz hiç kimseyi,herkes yıl sonunu düşünür,ve o an gözlerden birer damla yaş süzülür,hani insan hüngür hüngür ağlamak isterde ağlayamaz ya işte böyle bir şeydir bu&#8230; Bu acıya gökyüzü bile dayanamaz ,uyanır saate aldırmadan,bir yağmur başlar ardından, bu yağmur öyle bir yağmur değildir aslında,aslında gök yüzü yıldızları döküyordur gözlerinden,umutsuzluk kaplar herkesin içini ve düşünceler boğmaya başlar karanlığın korkunç yüzünü&#8230;<br />
<br />
<br />
Ve son gün gelir çatar ,evet koskoca 4 sene ne çabuk geçmişti,ne zaman başlamış ve bitmişti gençliğimizin en güzel zamanı,çocuksu duygular ne zaman bastırılmıştı, her şey bitti sona geldi,vakit geçmeseydi keşke,ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi bununda bir sonu olmalıydı ve olmuştu da &#8230;Hiçbirşey insanı mutlu etmeye yetmiyordu o an,zaman hızla geçiyordu,ve her şey bitmişti işte&#8230;<br />
<br />
<br />
<br />
Aradan yıllar geçer ve okulu ziyarete gelirsin,ama senin için o okul eski tadı vermez ne Merve&#8217;ler vardır orda ne de ilker&#8217;ler hepsi gitmiştir,hocalar değişmiştir,sen eski yerinde değilsindir &#8230;o eski cıvıltı yoktur senin için artık ama mutlu görünürsün,her zamanki gibi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[EYLÜL&#8217;DE SONBAHAR<br />
<br />
O yıl gelmesini beklediğin en önemli günleri barındırır içinde eylül,güneşle yağmurun birlikte olduğu,birbirine kentlendiği aydır kimileri için,kimileri içinse okulun ilk günlerindeki tarif edilemeyen duyguları barındıran şefkatli sonbahar günlerine benzer,yeni bakışlar,yeni arkadaşlar,yeni düşünceler ve daha niceleriyle süslüdür,insanı mutlu edebilecek her şey vardır aslında,huzur dolu günlerin başlangıcıdır,lisedeki ilk eylülün&#8230;<br />
<br />
<br />
Orda mutlu olmanın aslında kendi mutluluğunun olmadığını öğrenirsin ilk yılında,dostların mutlu değilse sen de mutlu değilsindir,mutluluk kavramı senin için değişmiştir orada,çünkü etrafında ilk defa çok güvendiğin dostların vardır,ilk defa dostun olmuştur orada,ve ilk defa senin için kendini öne atan insanları görmüşsündür,sende değişmişsindir,önce arkadaşlarını mutlu etmeyi düşünmüş sonra kendin . için arda kalanları almışsındır,ilk yılı dostlarının arasında insanlığın ne demek olduğunu öğrenerek geçirmişsindir,ve gerçekten ilk defa huzurlusundur&#8230;<br />
<br />
<br />
İkinci yıl ilk defa aşık olursun ve ilk defa reddedilirsin,bir köşeye geçer gözyaşlarınla birlikte hayallerini dökersin koridorlara,yine yanında dostların vardır,seni yine dostların teselli eder&#8230;ilk defa dostların için kavga etmeye gidersin,ilk defa . dayak yersin bir dostun için belki de ama yine de mutlusundur çünkü dostunla birlikte yemişsindir o dayağı,hayatta hep yanında olduğuna inandığın kişiylesindir yine,ve yine mutlusundur o sonbahar vaktinde,ayrılırsın dostundan,ilk defa üzülerek&#8230;<br />
<br />
Yaz tatilini bekleyerek geçirirsin ilk defa,ilk defa okulun tekrar açılmasını beklersin,beklersin;beklerken de boş durmasın her an elinde telefon . birilerine mesaj atarsın ve heyecanla beklersin karşılığını,bazen karşılığının gelmeyeceğini bildiğin mesajlar atar ama yine de beklersin gece yarılarına kadar&#8230;<br />
<br />
<br />
Üçüncü yıla daha bir mutlu girersin,arkadaşlarınla buluşmanın heyecanı içindesindir,sarı kızın gelmiştir tekrar karşına,tankerin de yanındadır o gün,hele hele inek görünüşlü kişiler,tabi melekleri de unutmamak lazım,işte böyle tarif edilmesi güç duygularla dolusundur.Yine her zamanki gibi okulu turlarsın o ilk baharın güneşli günlerinde,mart&#8217;ı beklersin,ocağın geçmediğini bilebile,bir daha aşık olursun ama bu sefer duygularını bastırırsın çünkü tekrar reddedilmekten korkarsın,ve de nitekim öyle olur&#8230; o yılıda acı tatlı anılarla geçirirsin,ayrılık vakti geldiğinde içten içe ağlarsın,fakat azda olsa mutlusundur çünkü tekrar geri döneceğini bilirsin&#8230;<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Dördüncü yılına yani son senene girersin okulda,sonbaharı son kez geçirirsin,ama bu sefer yapraklar eskisinden daha bir garip dökülür senin için,çünkü ilk defa ayrılacağını düşünürsün ve etrafında hiç kimseyi göremezsin,ilkbaharı beklersin mutlu olacağını düşünerek&#8230;İlkbahar gerçekten daha bir garip gelir o yıl,ilkbaharın gelişi mutlu etmez hiç kimseyi,herkes sevinçli görünür birbirine fakat hiç kimse içinden geçeni söyleyemez,nedeni nedir bilinmez aslında?Gözler bakar umutsuzca,kalp gözleri konuşturur,kulaklar sanki duyuyormuşcasına dikkatle dinler onları;hiç kimse gözlerini kapamak istemez çünkü bilirler yıldızları gökyüzünde tutan o an için o bakışlardır,o bakışlar bir ömrün en önemli anlarının tek kanıtıdır belkide&#8230;zil çalar herkes kalkar gider usulca,zaman . geçer ve uyku vakti gelir.Bir türlü uyku tutmaz hiç kimseyi,herkes yıl sonunu düşünür,ve o an gözlerden birer damla yaş süzülür,hani insan hüngür hüngür ağlamak isterde ağlayamaz ya işte böyle bir şeydir bu&#8230; Bu acıya gökyüzü bile dayanamaz ,uyanır saate aldırmadan,bir yağmur başlar ardından, bu yağmur öyle bir yağmur değildir aslında,aslında gök yüzü yıldızları döküyordur gözlerinden,umutsuzluk kaplar herkesin içini ve düşünceler boğmaya başlar karanlığın korkunç yüzünü&#8230;<br />
<br />
<br />
Ve son gün gelir çatar ,evet koskoca 4 sene ne çabuk geçmişti,ne zaman başlamış ve bitmişti gençliğimizin en güzel zamanı,çocuksu duygular ne zaman bastırılmıştı, her şey bitti sona geldi,vakit geçmeseydi keşke,ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi bununda bir sonu olmalıydı ve olmuştu da &#8230;Hiçbirşey insanı mutlu etmeye yetmiyordu o an,zaman hızla geçiyordu,ve her şey bitmişti işte&#8230;<br />
<br />
<br />
<br />
Aradan yıllar geçer ve okulu ziyarete gelirsin,ama senin için o okul eski tadı vermez ne Merve&#8217;ler vardır orda ne de ilker&#8217;ler hepsi gitmiştir,hocalar değişmiştir,sen eski yerinde değilsindir &#8230;o eski cıvıltı yoktur senin için artık ama mutlu görünürsün,her zamanki gibi&#8230;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Felsefe Nedir???]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1510</link>
			<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 06:25:47 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1510</guid>
			<description><![CDATA[Yunanca "seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum" anlamına gelen phileo ve "bilgi, bilgelik" anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. <br />
<br />
Buna göre, felsefe Yunanlılar için, "bilgelik sevgisi" ya da "hikmet arayışı" anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir. <br />
<br />
Başlangıçtaki söz konusu anlamına rağmen, felsefenin bir tanımını vermek oldukça zordur. Bunun en önemli nedeni, hemen bütün felsefe tanımlarının tartışmalı olmasıdır. Bu ise büyük ölçüde felsefe denen faaliyet ya da disiplini anlamının, veya felsefe anlayışlarının tarihin akışı içinde çağdan çağa, hatta filozoftan filozofa kökten bir biçimde değişmesidir. Örneğin, Platon ve Platoncular için felsefe, empirik gerçekliği değil de, idealar alemini, soyut kendilikler dünyasını betimleyen ve bütün doğruları nihai ilkelerden çıkarsamak suretiyle temellendiren a priori bir disiplindir. Oysa Aristoteles'te felsefe, gerçekliğin daha genel yönlerini betimlediği için, bilimlerin bir devamı olmak durumundadır. Felsefe bilimlerin ya kraliçesi, ya da onların önündeki engelleri ortadan kaldırdığı için, ağır işçisidir. <br />
<br />
Ortaçağda dini inançları temellendirmek için, teolojinin hizmetkarı olma görevini üstlenen, başta ilahi gerçeklik ve onun dünya ile olan ilişkisi olmak üzere, yine gerçekliği betimleyen felsefe, empiristlerin, ama özellikle de J. S. Mill ve W. O. Quine gibi radikal empiristlerin gözünde de, diğer bütün disiplinler gibi, gerçekliği betimleyen bir etkinlik olmak durumundadır. <br />
<br />
Felsefenin anlamı ve göreviyle ilgili bu mutabakatı bozan filozof, ünlü Kopernik devrimiyle Kant olmuştur. Zira ona göre, felsefenin nesnelerden ziyade, nesneleri bilme tarzımızla meşgul olması gerekir. Başka bir deyişle, Kant, bilimin gerçekliği betimlediği yerde, felsefenin şu ya da bu türden nesnelerle, Platon 'un varoluşunu öne sürdüğü cinsten kendiliklerle uğraşmadığını savunmuştur. Felsefe, bunun yerine dış dünyadaki nesneleri deneyimleyebilmemizin veya bilebilmemizin zorunlu önkoşullarını araştırır.Bir de bunları bir şekilde tamamlayan, bilimin kendine özgü bir teknolojik, kültürel mana kazandığı 19. yüzyılın felsefe konsepsiyonlarından, bilime, bilimlere dayanan bilimsel felsefeyle dünyayı ve insanın dünyadaki yerine ilişkin genel bir görüş, bir dünya görüşü olarak felsefe anlayışından söz edildiğinde, herhalde felsefenin özü itibariyle rasyonel bir eleştirel düşünce, dünyanın genel doğasıyla (metafizik ya da varlık teorisi), dünya ile ilgili inançların mahiyeti ve haklılandırılması (epistemoloji) ve dünyamızdaki eylem tarzımız üzerine sorgulayıcı ve de refleksif bir düşünce etkinliği olduğu söylenebilir. <br />
<br />
Buna göre, felsefenin konusu 'nihai ve en yüksek şeyler', genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisini ya da insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını en temelli bir biçimde etkileyen şeylerdir. Varlığı bir yönüyle ya da belli bir bakımdan ele alan bilimlerden farklı olarak, felsefe, varlığı bir bütün olarak ele aldığı, varlığı varlık olmak bakımından incelediği, olanı betimleyen bilimlerden farklı olarak olması gerekene yöneldiği için, konularına uygun düşen yöntem ya da yöntemleri kullanır.<br />
<br />
Buna göre, felsefenin konuları arasında yer alan şeyler, duyuların ya da duyusal kavrayışın çok ötesinde kaldığı için, felsefe duyuları kullanmaktan özenle kaçınır. Felsefe saf düşünceye, refleksiyona dayanır ve a priori bir araştırmadır. Buna göre, felsefe bir kavram analizinden oluşur ya da kavramsal analiz temeli üzerinde yükselir. Öte yandan, felsefe ulaştığı sonuçları kanıtlamak için, belirli ve kesin birtakım işlem ya da yöntemler kullanmaz. <br />
<br />
Felsefe bilimle kıyaslandığında, bilimin dünyada yer alan şeyleri betimlerken, felsefenin onları sınıfladığını söylemek gerekir. Bilim bilgi verirken, felsefe bilginin ne olduğunu, neyi ve nasıl bilebileceğimizi araştırır. Öyleyse, felsefe varolan şeylerle ilgili olarak akla dayalı bir açıklama sağlar; bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı olgu sınıflarının tümünü birden açıklayacak en genel ilkelere ulaşmaya çalışır. Bu anlamda felsefe, varlığın ilk ilkelerinin bilimidir. Özel bilimlerden kazanılan tüm bilgilerin eleştirisini ve sistematizasyonunu gerçekleştiren en genel bilim, bilimlerin bilimidir. Ve nihayet, felsefe insanın yaşamını, değerlerini ve amaçlarını sorgulayan, bu alanda insan yaşamının ve eylemlerinin kendilerine dayanacağı genel ilkelerin bilgisidir. <br />
<br />
Felsefe bir faaliyet, bir düşünce faaliyetidir. İnsanın soru sorabilme yeteneğine dayanır ve bu bağlamda, o belirli türden sorular hakkında belirli bir türden düşünme faaliyetidir. Felsefeyi tüm diğer disiplinlerden ayıran en önemli özelliği, felsefenin bu türden sorular üzerinde düşünürken, mantıksal argüman ya da akıl yürütmeye dayanmasıdır. Buna göre, filozoflar, bu mantıksal akıl yürütmeleri ya kendileri yaratırlar ya da başkalarının akıl yürütmelerini eleştirirler. Filozoflar, aynı zamanda bu akıl yürütmelerin temelinde bulunan kavramları analiz eder ve açıklığa kavuştururlar. <br />
<br />
Filozoflar, insan yaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütebilir, her şeyi felsefi bir problem konusu yapabilirler. Filozoflar, örneğin bizim apaçık ve doğru olduklarına inandığımız inançlarımızı sorguya çekerler. Yaşamın anlamını meydana getirdiğini söylediğimiz temel sorular üzerinde dururlar. Dinle, Tanrı'nın varoluşuyla, doğru ve yanlışla, dış dünyanın varoluşuyla, bilginin kaynağı ve sınırlarıyla, bilimle, sanatla ve daha birçok konuyla ilgili sorular üzerinde akıl yürütüp, bu sorulara genel geçer ve nesnel yanıtlar getirmeye çalışırlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yunanca "seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum" anlamına gelen phileo ve "bilgi, bilgelik" anlamına gelen sophia sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. <br />
<br />
Buna göre, felsefe Yunanlılar için, "bilgelik sevgisi" ya da "hikmet arayışı" anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya filozof adı verilmiştir. <br />
<br />
Başlangıçtaki söz konusu anlamına rağmen, felsefenin bir tanımını vermek oldukça zordur. Bunun en önemli nedeni, hemen bütün felsefe tanımlarının tartışmalı olmasıdır. Bu ise büyük ölçüde felsefe denen faaliyet ya da disiplini anlamının, veya felsefe anlayışlarının tarihin akışı içinde çağdan çağa, hatta filozoftan filozofa kökten bir biçimde değişmesidir. Örneğin, Platon ve Platoncular için felsefe, empirik gerçekliği değil de, idealar alemini, soyut kendilikler dünyasını betimleyen ve bütün doğruları nihai ilkelerden çıkarsamak suretiyle temellendiren a priori bir disiplindir. Oysa Aristoteles'te felsefe, gerçekliğin daha genel yönlerini betimlediği için, bilimlerin bir devamı olmak durumundadır. Felsefe bilimlerin ya kraliçesi, ya da onların önündeki engelleri ortadan kaldırdığı için, ağır işçisidir. <br />
<br />
Ortaçağda dini inançları temellendirmek için, teolojinin hizmetkarı olma görevini üstlenen, başta ilahi gerçeklik ve onun dünya ile olan ilişkisi olmak üzere, yine gerçekliği betimleyen felsefe, empiristlerin, ama özellikle de J. S. Mill ve W. O. Quine gibi radikal empiristlerin gözünde de, diğer bütün disiplinler gibi, gerçekliği betimleyen bir etkinlik olmak durumundadır. <br />
<br />
Felsefenin anlamı ve göreviyle ilgili bu mutabakatı bozan filozof, ünlü Kopernik devrimiyle Kant olmuştur. Zira ona göre, felsefenin nesnelerden ziyade, nesneleri bilme tarzımızla meşgul olması gerekir. Başka bir deyişle, Kant, bilimin gerçekliği betimlediği yerde, felsefenin şu ya da bu türden nesnelerle, Platon 'un varoluşunu öne sürdüğü cinsten kendiliklerle uğraşmadığını savunmuştur. Felsefe, bunun yerine dış dünyadaki nesneleri deneyimleyebilmemizin veya bilebilmemizin zorunlu önkoşullarını araştırır.Bir de bunları bir şekilde tamamlayan, bilimin kendine özgü bir teknolojik, kültürel mana kazandığı 19. yüzyılın felsefe konsepsiyonlarından, bilime, bilimlere dayanan bilimsel felsefeyle dünyayı ve insanın dünyadaki yerine ilişkin genel bir görüş, bir dünya görüşü olarak felsefe anlayışından söz edildiğinde, herhalde felsefenin özü itibariyle rasyonel bir eleştirel düşünce, dünyanın genel doğasıyla (metafizik ya da varlık teorisi), dünya ile ilgili inançların mahiyeti ve haklılandırılması (epistemoloji) ve dünyamızdaki eylem tarzımız üzerine sorgulayıcı ve de refleksif bir düşünce etkinliği olduğu söylenebilir. <br />
<br />
Buna göre, felsefenin konusu 'nihai ve en yüksek şeyler', genel olarak varlık, bir bütün olarak evrenin kendisini ya da insanın eylemlerini, yaşamını ve yazgısını en temelli bir biçimde etkileyen şeylerdir. Varlığı bir yönüyle ya da belli bir bakımdan ele alan bilimlerden farklı olarak, felsefe, varlığı bir bütün olarak ele aldığı, varlığı varlık olmak bakımından incelediği, olanı betimleyen bilimlerden farklı olarak olması gerekene yöneldiği için, konularına uygun düşen yöntem ya da yöntemleri kullanır.<br />
<br />
Buna göre, felsefenin konuları arasında yer alan şeyler, duyuların ya da duyusal kavrayışın çok ötesinde kaldığı için, felsefe duyuları kullanmaktan özenle kaçınır. Felsefe saf düşünceye, refleksiyona dayanır ve a priori bir araştırmadır. Buna göre, felsefe bir kavram analizinden oluşur ya da kavramsal analiz temeli üzerinde yükselir. Öte yandan, felsefe ulaştığı sonuçları kanıtlamak için, belirli ve kesin birtakım işlem ya da yöntemler kullanmaz. <br />
<br />
Felsefe bilimle kıyaslandığında, bilimin dünyada yer alan şeyleri betimlerken, felsefenin onları sınıfladığını söylemek gerekir. Bilim bilgi verirken, felsefe bilginin ne olduğunu, neyi ve nasıl bilebileceğimizi araştırır. Öyleyse, felsefe varolan şeylerle ilgili olarak akla dayalı bir açıklama sağlar; bilimlerin ayrı ayrı ele aldığı olgu sınıflarının tümünü birden açıklayacak en genel ilkelere ulaşmaya çalışır. Bu anlamda felsefe, varlığın ilk ilkelerinin bilimidir. Özel bilimlerden kazanılan tüm bilgilerin eleştirisini ve sistematizasyonunu gerçekleştiren en genel bilim, bilimlerin bilimidir. Ve nihayet, felsefe insanın yaşamını, değerlerini ve amaçlarını sorgulayan, bu alanda insan yaşamının ve eylemlerinin kendilerine dayanacağı genel ilkelerin bilgisidir. <br />
<br />
Felsefe bir faaliyet, bir düşünce faaliyetidir. İnsanın soru sorabilme yeteneğine dayanır ve bu bağlamda, o belirli türden sorular hakkında belirli bir türden düşünme faaliyetidir. Felsefeyi tüm diğer disiplinlerden ayıran en önemli özelliği, felsefenin bu türden sorular üzerinde düşünürken, mantıksal argüman ya da akıl yürütmeye dayanmasıdır. Buna göre, filozoflar, bu mantıksal akıl yürütmeleri ya kendileri yaratırlar ya da başkalarının akıl yürütmelerini eleştirirler. Filozoflar, aynı zamanda bu akıl yürütmelerin temelinde bulunan kavramları analiz eder ve açıklığa kavuştururlar. <br />
<br />
Filozoflar, insan yaşamını ilgilendiren her şey hakkında akıl yürütebilir, her şeyi felsefi bir problem konusu yapabilirler. Filozoflar, örneğin bizim apaçık ve doğru olduklarına inandığımız inançlarımızı sorguya çekerler. Yaşamın anlamını meydana getirdiğini söylediğimiz temel sorular üzerinde dururlar. Dinle, Tanrı'nın varoluşuyla, doğru ve yanlışla, dış dünyanın varoluşuyla, bilginin kaynağı ve sınırlarıyla, bilimle, sanatla ve daha birçok konuyla ilgili sorular üzerinde akıl yürütüp, bu sorulara genel geçer ve nesnel yanıtlar getirmeye çalışırlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[**SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ...**]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1509</link>
			<pubDate>Thu, 18 Sep 2008 08:43:06 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1509</guid>
			<description><![CDATA[SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ <br />
Adını duyduğumda titriyorum. <br />
İçimdeki sevda telleri titriyor <br />
Eriyorum su olup akacağım sanki <br />
Su olsam da sana akmak için yol bulurum ben <br />
Ayaklarının dibine göl olurum <br />
Sen bu aşk suyu ile yıkanırsın <br />
Seni düşünmediğim tek bir an yok bile <br />
Senin hasretine tutsak oluyorum <br />
Hasret dedim de,seni özlemenin <br />
bu kadar zor olacağını bilmezdim. <br />
Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin, <br />
bedenimi sarıyor. <br />
Hasretten şikayet etsem de aldırma sen <br />
Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık <br />
kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor. <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Yanındayken dört mevsim bahar oluyorum <br />
Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum <br />
Buram buram çiçek açıyorsun yüreğimde. <br />
Kokunla başımı döndürüyorsun <br />
Bir bahardan diğerine uzanırken zaman <br />
sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum. <br />
Çiçek dedim ya, Bir çiçek adı verseydim sana <br />
papatya olurdun Tomurcuklarıyla dünyaya, insanlara <br />
baharın geldiğini müjdeleyen papatya <br />
iddiasız ama güzel,güzel ama kibirsiz <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş <br />
bir kıtanın topraklarında buluyorum <br />
Adım adım dolaşıyorum seni <br />
Sana ait ne varsa öğrenmek istiyorum <br />
Keşfetmeye aç bir kaşifim ben <br />
Ancak senin topraklarında doyuyorum hayata <br />
Sana her gün yeniden aşık oluyorum <br />
Bu aşka ben bile şaşıyorum <br />
Ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Her sabah kalktığımda bir günü daha <br />
seninle geçirecek olmanın mutluluğunu <br />
yaşatıyorsun bana Ben güne seninle başlıyorum <br />
ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum <br />
Gök kuşağının her tonunu gölgede bırakan <br />
en parlak renksin sen Her şey senin rengini taşıyor <br />
benim için ancak o zaman anlamlı oluyorsun <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Soğuk günlerde içimi ısıtan ceketimsin <br />
Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı <br />
İliklerime işleyerek esiyorsun <br />
Her şeyde sen varsın.Nasıl olmayacaksın ki <br />
sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin <br />
Yüreğimin en derin köşesinde idin <br />
Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun <br />
Ve ben orada olduğunu fark edince <br />
hak ettiğin yere çıkardım seni <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Hep benimlesin.Seni görmem için yüzüne <br />
bakmam gerekmiyor.Gözümü kapatsam oradasın <br />
Gördüğüm her sima aslında sensin. <br />
Gözlerinin içindeki binlerce yıldız <br />
gecenin karanlığını delip geçiyor <br />
Sen bana bakarken ben kendimi <br />
yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum <br />
O yıldızların parlaklığında kaybediyorum <br />
kendimi.Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim <br />
aydınlığından.Güneş doğmasa,yıldızlar kaybolmasa diyorum <br />
Ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda. <br />
Bu kez daha parlak ve aydınlık çıkacaksın karşıma <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Saçların ellerimin arasında kayıp giderken <br />
dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi <br />
Her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. <br />
Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor,mutsuzluğu parçalıyor <br />
Seni seviyorum çünkü,seni sevmeyi,sana dokunmayı, <br />
seni dinlemeyi,sana bakmayı, seni koklamayı. <br />
seninle paylaşmayı seviyorum. <br />
Seni sen olduğun için seviyorum <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken <br />
ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum <br />
Her sözcükten sonra durup tekrar düşünüyorum <br />
Seni yeterince anlatabildim mi diye <br />
Biliyorum ki yetmeyecek.Bu kadar sözcükten <br />
sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım <br />
SÖZCÜKLERİN BİTTİĞİ YERDE GÖZLERİME BAK <br />
ONLAR BU SEVGİYİ ÇOK DAHA İYİ ANLATACAKTIR SANA!....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ <br />
Adını duyduğumda titriyorum. <br />
İçimdeki sevda telleri titriyor <br />
Eriyorum su olup akacağım sanki <br />
Su olsam da sana akmak için yol bulurum ben <br />
Ayaklarının dibine göl olurum <br />
Sen bu aşk suyu ile yıkanırsın <br />
Seni düşünmediğim tek bir an yok bile <br />
Senin hasretine tutsak oluyorum <br />
Hasret dedim de,seni özlemenin <br />
bu kadar zor olacağını bilmezdim. <br />
Bir sarmaşığa dönüşüyor hasretin, <br />
bedenimi sarıyor. <br />
Hasretten şikayet etsem de aldırma sen <br />
Kavuştuğumuzda yaşadığım bahtiyarlık <br />
kötü olan ne varsa hepsini silip atıyor. <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Yanındayken dört mevsim bahar oluyorum <br />
Seni o baharın en nadide çiçeği yapıyorum <br />
Buram buram çiçek açıyorsun yüreğimde. <br />
Kokunla başımı döndürüyorsun <br />
Bir bahardan diğerine uzanırken zaman <br />
sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum. <br />
Çiçek dedim ya, Bir çiçek adı verseydim sana <br />
papatya olurdun Tomurcuklarıyla dünyaya, insanlara <br />
baharın geldiğini müjdeleyen papatya <br />
iddiasız ama güzel,güzel ama kibirsiz <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Sana baktıkça kendimi hiç keşfedilmemiş <br />
bir kıtanın topraklarında buluyorum <br />
Adım adım dolaşıyorum seni <br />
Sana ait ne varsa öğrenmek istiyorum <br />
Keşfetmeye aç bir kaşifim ben <br />
Ancak senin topraklarında doyuyorum hayata <br />
Sana her gün yeniden aşık oluyorum <br />
Bu aşka ben bile şaşıyorum <br />
Ama şaşkınlığım beni mutlu ediyor <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Her sabah kalktığımda bir günü daha <br />
seninle geçirecek olmanın mutluluğunu <br />
yaşatıyorsun bana Ben güne seninle başlıyorum <br />
ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum <br />
Gök kuşağının her tonunu gölgede bırakan <br />
en parlak renksin sen Her şey senin rengini taşıyor <br />
benim için ancak o zaman anlamlı oluyorsun <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Soğuk günlerde içimi ısıtan ceketimsin <br />
Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı <br />
İliklerime işleyerek esiyorsun <br />
Her şeyde sen varsın.Nasıl olmayacaksın ki <br />
sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin <br />
Yüreğimin en derin köşesinde idin <br />
Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun <br />
Ve ben orada olduğunu fark edince <br />
hak ettiğin yere çıkardım seni <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Hep benimlesin.Seni görmem için yüzüne <br />
bakmam gerekmiyor.Gözümü kapatsam oradasın <br />
Gördüğüm her sima aslında sensin. <br />
Gözlerinin içindeki binlerce yıldız <br />
gecenin karanlığını delip geçiyor <br />
Sen bana bakarken ben kendimi <br />
yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum <br />
O yıldızların parlaklığında kaybediyorum <br />
kendimi.Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim <br />
aydınlığından.Güneş doğmasa,yıldızlar kaybolmasa diyorum <br />
Ama biliyorum ki güneşimde sen olacaksın gecenin sonunda. <br />
Bu kez daha parlak ve aydınlık çıkacaksın karşıma <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Saçların ellerimin arasında kayıp giderken <br />
dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi <br />
Her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. <br />
Her gülümseyişin karamsarlığı yıkıyor,mutsuzluğu parçalıyor <br />
Seni seviyorum çünkü,seni sevmeyi,sana dokunmayı, <br />
seni dinlemeyi,sana bakmayı, seni koklamayı. <br />
seninle paylaşmayı seviyorum. <br />
Seni sen olduğun için seviyorum <br />
<br />
Seni Seviyorum Çünkü <br />
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken <br />
ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum <br />
Her sözcükten sonra durup tekrar düşünüyorum <br />
Seni yeterince anlatabildim mi diye <br />
Biliyorum ki yetmeyecek.Bu kadar sözcükten <br />
sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım <br />
SÖZCÜKLERİN BİTTİĞİ YERDE GÖZLERİME BAK <br />
ONLAR BU SEVGİYİ ÇOK DAHA İYİ ANLATACAKTIR SANA!....]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gültepe Lisesi Forum Facebook grubu açıldı..]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1508</link>
			<pubDate>Tue, 16 Sep 2008 08:47:43 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1508</guid>
			<description><![CDATA[http://www.new.facebook.com/group.php?gid=31856785685<br />
<br />
Gruba burdan katılabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[http://www.new.facebook.com/group.php?gid=31856785685<br />
<br />
Gruba burdan katılabilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[4 yıl önce aynı sıralarda]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1507</link>
			<pubDate>Thu, 11 Sep 2008 02:36:05 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1507</guid>
			<description><![CDATA[tam 4 yıl olmuşş :) MErhabalar Ben Ece :) <br />
<br />
okulun belki en iyi zamanlarında ordaydım :) <br />
<br />
<br />
gençlik anlatın bakalım kimler var kimler yok okulda ??? ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[tam 4 yıl olmuşş :) MErhabalar Ben Ece :) <br />
<br />
okulun belki en iyi zamanlarında ordaydım :) <br />
<br />
<br />
gençlik anlatın bakalım kimler var kimler yok okulda ??? ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayırlı Olsun...]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1506</link>
			<pubDate>Mon, 08 Sep 2008 06:57:49 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1506</guid>
			<description><![CDATA[Arkadaşlar yeni sınıfımız hayırlı olsun...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arkadaşlar yeni sınıfımız hayırlı olsun...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Oruç İle İlgili Ayet ve Hadisler]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1505</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 03:55:52 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1505</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
                                      <br />
<br />
<br />
::: ORUÇ İLE İLGİLİ HADİSLER :::..<br />
<br />
1) Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri,orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.<br />
2) Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).<br />
3) Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar<br />
4) Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez<br />
5) Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun seyabından hiçbir eksilme olmaz<br />
6) Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.<br />
7) Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine (müteakip) hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse ayı takdir edin<br />
8) Ramazan ayını, hilâli görmedikçe veya sayıyı ikmal etmedikçe öne alıp başlatmayın. (Hilali görüp veya sayıyı tamamladıktan) sonra müteakip hilâli görünceye veya sayıyı tamalayıncaya kadar orucu tutun<br />
9) (Muteber) oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.<br />
10) İki bayram ayı eksilmezler: Bunlar Ramazan ve Zü'l-Hicce aylarıdır<br />
11) Kim orucu fecirden önce niyetle (kesin kılmazsa) onun orucu yoktur<br />
12) Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin<br />
13) Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak (kan aldırmak), kusmak, ihtilam olmak<br />
14) Hacamat ettiren de, hacamat eden de orucunu açmıştır<br />
15) Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir<br />
16) Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var<br />
17) Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir<br />
18) Biriniz ezanı işitince (yiyip-içtiği) kap elinde ise, ihtiyacını görünceye kadar onu bırakmasın.'<br />
19) Gece şu taraftan (doğudan) gelince, gündüz de şu taraftan (batıdan) gidince, güneş de batınca oruçlu orucunu açmıştır<br />
20) Kim yalanı ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur<br />
21) Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: "Ben oruçluyum" desin<br />
22) Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nafile) oruç tutmasın.<br />
23) Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar<br />
24) Kim, üzerinde Ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin<br />
25) Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
..::: ORUÇ İLE İLGİLİ AYETLER :::..<br />
<br />
1) Ey iman edenler! oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Bakara( 2) 183<br />
2) Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Bakara( 2) 184<br />
3) Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir. Bakara( 2) 185<br />
4) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. Bakara( 2) 187<br />
5) Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdırBakara( 2) 196<br />
6) Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Nisa( 4) 92<br />
7) Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! Maide( 5) 89<br />
8) Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır. Maide( 5) 95<br />
9) (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele! Tevbe( 9) 112<br />
10) "Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım." Meryem( 19) 26<br />
11) Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ahzab( 33) 35<br />
12) (Buna imkân) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır. Mücadele( 58) 4<br />
13) Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir. Tahrim( 66) 5]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
                                      <br />
<br />
<br />
::: ORUÇ İLE İLGİLİ HADİSLER :::..<br />
<br />
1) Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri,orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.<br />
2) Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).<br />
3) Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar<br />
4) Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez<br />
5) Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun seyabından hiçbir eksilme olmaz<br />
6) Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.<br />
7) Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın, yine (müteakip) hilâli görünceye kadar da yemeyin. Bulut araya girerse ayı takdir edin<br />
8) Ramazan ayını, hilâli görmedikçe veya sayıyı ikmal etmedikçe öne alıp başlatmayın. (Hilali görüp veya sayıyı tamamladıktan) sonra müteakip hilâli görünceye veya sayıyı tamalayıncaya kadar orucu tutun<br />
9) (Muteber) oruç, (hep beraber) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, hep beraber) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban (hep beraber) kurban kestiğiniz gündekidir.<br />
10) İki bayram ayı eksilmezler: Bunlar Ramazan ve Zü'l-Hicce aylarıdır<br />
11) Kim orucu fecirden önce niyetle (kesin kılmazsa) onun orucu yoktur<br />
12) Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin<br />
13) Üç şey vardır orucu bozmaz: Hacamat olmak (kan aldırmak), kusmak, ihtilam olmak<br />
14) Hacamat ettiren de, hacamat eden de orucunu açmıştır<br />
15) Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir<br />
16) Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var<br />
17) Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir<br />
18) Biriniz ezanı işitince (yiyip-içtiği) kap elinde ise, ihtiyacını görünceye kadar onu bırakmasın.'<br />
19) Gece şu taraftan (doğudan) gelince, gündüz de şu taraftan (batıdan) gidince, güneş de batınca oruçlu orucunu açmıştır<br />
20) Kim yalanı ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur<br />
21) Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: "Ben oruçluyum" desin<br />
22) Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nafile) oruç tutmasın.<br />
23) Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar<br />
24) Kim, üzerinde Ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin<br />
25) Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
..::: ORUÇ İLE İLGİLİ AYETLER :::..<br />
<br />
1) Ey iman edenler! oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Bakara( 2) 183<br />
2) Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. Bakara( 2) 184<br />
3) Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir. Bakara( 2) 185<br />
4) Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar. Bakara( 2) 187<br />
5) Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdırBakara( 2) 196<br />
6) Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Nisa( 4) 92<br />
7) Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz! Maide( 5) 89<br />
8) Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır. Maide( 5) 95<br />
9) (Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele! Tevbe( 9) 112<br />
10) "Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım." Meryem( 19) 26<br />
11) Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ahzab( 33) 35<br />
12) (Buna imkân) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır. Mücadele( 58) 4<br />
13) Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir. Tahrim( 66) 5]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Oruçtaki Güzellik...]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1504</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 01:38:46 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1504</guid>
			<description><![CDATA[Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır: <br />
<br />
l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. <br />
Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz. <br />
2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür. <br />
3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz. <br />
4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar. <br />
5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar. <br />
6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar. <br />
Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır. <br />
7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir. <br />
8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar. <br />
9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz." yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır. <br />
10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir. <br />
<br />
TAKVA İÇİN ORUÇ <br />
<br />
Cenabı Hakk Azze ve Celle ayeti kerimede: "Orucun farzıyyeti sizin ittikanız için" buyurmuştur. Çünkü oruç insanın kuvvei şehvaniyyesini kırdığı gibi nefsin heva ve hevesini kırarak bütün azalan günahdan, isyandan ictinab ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyan buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesaisi iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvaniyyedir. Bu iki arzu da ancak oruç ile men'edilmiş olduğu gibi tasfiye-i cesed ve bazı emraz-ı kalbiyyenin tathirine de oruç vesile olur. Ve tıbben de midenin tashîhine vesile olduğu malum, bir hakikattir. <br />
Muhammed bin el-Haris -radıyallahu ahn- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler: <br />
1. Tabiblere devaların en şifalısını sual ettim: "Açlıktır ve az yemekdir," dediler. <br />
2. Hikmet ehillerine: "Allah'a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <br />
3. Zahidlere, "Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <br />
4. Alimlere, "İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <br />
5. Sultanlara, "Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Alimler demişlerdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır: <br />
<br />
l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. <br />
Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz. <br />
2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür. <br />
3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz. <br />
4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar. <br />
5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar. <br />
6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar. <br />
Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır. <br />
7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir. <br />
8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar. <br />
9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz." yani maîşetinde orta yolu tutan fakir olmaz buyurmuşlardır. <br />
10. Açlıkta sadakasını gönül huzuru ile verebilir, yemeğinin fazlasını yetimlere, miskinlere dağıtır, kıyamette de sadakası altında gölgelenir. <br />
<br />
TAKVA İÇİN ORUÇ <br />
<br />
Cenabı Hakk Azze ve Celle ayeti kerimede: "Orucun farzıyyeti sizin ittikanız için" buyurmuştur. Çünkü oruç insanın kuvvei şehvaniyyesini kırdığı gibi nefsin heva ve hevesini kırarak bütün azalan günahdan, isyandan ictinab ile zühd ü takvaya sebeb olacağı beyan buyurulmuştur. Çünkü insanların dünyevî mesaisi iki şeye münhasırdır: Biri tatlı tatlı yiyip içmek arzusudur. Diğeri de kuvve-i şehvaniyyedir. Bu iki arzu da ancak oruç ile men'edilmiş olduğu gibi tasfiye-i cesed ve bazı emraz-ı kalbiyyenin tathirine de oruç vesile olur. Ve tıbben de midenin tashîhine vesile olduğu malum, bir hakikattir. <br />
Muhammed bin el-Haris -radıyallahu ahn- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler: <br />
1. Tabiblere devaların en şifalısını sual ettim: "Açlıktır ve az yemekdir," dediler. <br />
2. Hikmet ehillerine: "Allah'a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <br />
3. Zahidlere, "Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?" diye sual ettim. "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <br />
4. Alimlere, "İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler. <br />
5. Sultanlara, "Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli taam nedir?" diye sual ettim, "Açlıktır ve az yemektir" dediler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ramazan Ayı Faziletleri...]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1503</link>
			<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 01:36:30 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1503</guid>
			<description><![CDATA[Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:<br />
<br />
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan ayı gelince, &#8220;Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek&#8221; denir.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]<br />
<br />
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]<br />
<br />
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani] <br />
<br />
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]<br />
<br />
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]<br />
<br />
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]<br />
<br />
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: <br />
<br />
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.<br />
<br />
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. <br />
<br />
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.<br />
<br />
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. <br />
<br />
Kur&#8217;an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.<br />
<br />
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.<br />
<br />
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama&#8217; vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.<br />
<br />
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. <br />
<br />
Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! <br />
<br />
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. <br />
<br />
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<br />
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]<br />
<br />
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, &#8220;Ben oruçluyum&#8221; deyin!) [Buhari]<br />
<br />
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) <br />
<br />
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:<br />
<br />
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan ayı gelince, &#8220;Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek&#8221; denir.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder.) [Taberani]<br />
<br />
(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]<br />
<br />
(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani] <br />
<br />
(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]<br />
<br />
(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]<br />
<br />
(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]<br />
<br />
(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]<br />
<br />
(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki: <br />
<br />
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.<br />
<br />
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. <br />
<br />
Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.<br />
<br />
Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. <br />
<br />
Kur&#8217;an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.<br />
<br />
İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.<br />
<br />
Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama&#8217; vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.<br />
<br />
Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. <br />
<br />
Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! <br />
<br />
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. <br />
<br />
Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
<br />
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]<br />
<br />
(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]<br />
<br />
(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]<br />
<br />
(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]<br />
<br />
(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]<br />
<br />
(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]<br />
<br />
(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, &#8220;Ben oruçluyum&#8221; deyin!) [Buhari]<br />
<br />
Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) <br />
<br />
Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Okulumuzdan Öss'de 4 yıllık kazananlar..]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1502</link>
			<pubDate>Sat, 30 Aug 2008 09:35:45 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1502</guid>
			<description><![CDATA[2008 ÖSS SINAVINDA ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ARKADAŞLARIMIZI KUTLAR, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİZ.<br />
<br />
1-CANAN ECEL              -         MARMARA ÜNV                              MATEMATİK<br />
<br />
2-BAYRAM ÖZDEMİR        -       MARMARA ÜNV                             HUKUK FAKÜLTESİ<br />
<br />
3-ŞAHİN TÜFEKÇİ               -      KIRIKKALE ÜNV                             HUKUK FAKÜLTESİ<br />
<br />
4-ERTUĞRUL DERELİ       -       YILDIZ TEK ÜNV                             MİMARLIK<br />
<br />
5-MERVE KALUÇ             -        İSTANBUL ÜNV                               PEYZAJ MİMARLIĞI<br />
<br />
6-HİLAL YOĞURTÇU         -       DİCLE ÜNV                                       İNGİLİZCE ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
7-ESRA BAHTİYAROĞLU    -   KOCAELİ ÜNV                                  FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
8-GÖZDE DEMİRCİ           -       HACETTEPE ÜNV                           FİZİK  ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
9-AYŞENUR KADIOĞLU    -      İ.TİCARET ÜNV                                MATEMATİK(BURSLU)<br />
<br />
10-SİMAY KÖROĞLU        -        İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ             GAZETECİLİK<br />
<br />
11-KADİR TOP                 -          SAKARYA ÜNV                                MATEMATİK<br />
<br />
12-EMİNE DURAN        -             KIRIKKALE ÜNV                              MATEMATİK<br />
<br />
13-MUSTAFA TANRIÖVER   -      ODTÜ                                              SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
14-NEJLA TAŞKIN             -        GİRESUN  ÜNV                                BİYOLOJİ<br />
<br />
15-CANBER GÜVEŞ     -            MARMARA ÜNV                              İŞLETME(ALMANCA)<br />
<br />
16-HATİCE ERASLAN        -       ABANT İ.BAYSAL ÜNV                   T.D.EDEBİYAT<br />
<br />
17-ZEYNEP ÖZKUL         -           MARMARA ÜNV                              MALİYE <br />
<br />
18-ONUR YAVUZ            -             YILDIZ TEK ÜNV                              İKTİSAT<br />
<br />
19-YONCA SARI            -              ABANT İ.BAYSAL ÜNV                   İŞLETME<br />
<br />
20-SERHAT ÖZDEMİR      -         GAZİ  ÜNV                                         KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
21-MUHARREM DEMİRCİ   -       GAZİ  ÜNV                                         KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
22-TUĞBA AKKAYA        -           DUMLUPINAR ÜNV                         KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
23-SERPİL HACER IŞIK      -        BEYKENT ÜNV                                ULUSLARARASI İLİŞKİLER(BURSLU)<br />
<br />
24-ÖMER KALABALIK         -        SELÇUK ÜNV                                  RADYO,TELEVİZYON,SİNEMA<br />
<br />
25-EMRE TUFAN               -           ÇUKUROVA ÜNV                            İSTATİSTİK<br />
<br />
26-TUĞBA SARGIN         -             MARMARA ÜNV                               FİZİK<br />
<br />
27-SEDA UZUNBOY       -              TRAKYA ÜNV                                   KİMYA<br />
<br />
28-BURCU GÜNDOĞMUŞ     -      ANKARA ÜNV                                  İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
29-MERTCAN DURMUŞ       -        PAMUKKALE ÜNV                         İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
30-SEDA SAYAR              -             İSTANBUL ÜNV                               FRANSIZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
31-ÖZLEM NUR DURMAZ    -        İSTANBUL ÜNV                               ARAP DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
32-RUKİYE DURSUNER         -      ANKARA ÜNV                                  FRANSIZ  DİLİ VE EDEBİYATI  <br />
<br />
33-DERYA BALCI               -           EGE ÜNV                                          TARİH<br />
<br />
34-SAADET KARADENİZ      -      BEYKENT ÜNV                                 TURİZM İŞLT(%50 BURSLU)<br />
<br />
35-MUSTAFA ERDİ AKBULUT  -   BEYKENT ÜNV                                 İŞLETME<br />
<br />
36-ALTAN YARIŞ           -               FATİH ÜNİVERSİTESİ                      İŞLETME<br />
<br />
      GEÇEN YIL MEZUN OLAN ÖĞRENCİLERİMİZ<br />
<br />
37-SALİH ATA         -                       MARMARA ÜNV                               ÇALŞ EK. VE END İLŞ<br />
<br />
38-YILDIRAY ÇAVAK      -              MARMARA ÜNV                               İKTİSAT<br />
<br />
39-YUSUF TAŞCI           -               ULUDAĞ ÜNV                                   İKTİSAT<br />
<br />
40-ÖZCAN KOÇ          -                  YILDIZ TEK ÜNV                                SİYASET B. VE ULUSLAR ARASI İLŞ<br />
<br />
41-BİROL SÜLÜK            -              DOĞUŞ ÜNV                                     MATEMATİK(BURSLU)<br />
<br />
42-FULYA GÜLTEKİN        -           DUMLUPINAR ÜNV                          İŞLETME<br />
<br />
43-ÖZLEM YAKAR            -            SİNOP ÜNV                                        MATEMATİK<br />
<br />
44-ESRA POTUR           -               AMASYA ÜNV                                    FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
45-ÜMRAN HÜSEM      -                ÇANKIRI KARATEKİN ÜNV              İŞLETME<br />
<br />
46-MERAL AYAN            -              CUMHURİYET ÜNV                            ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
47-ASİYE ŞAHİN           -                ANKARA  ÜNİV                                 İTALYAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
48-CEREN ERKILINÇ       -           KOCAELİ ÜNV                                     İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
49-FERİT TOKTAŞ           -            MARMARA ÜNV                                  FİZİK<br />
<br />
50-İLKNUR EMİNEGÜL ÇİÇEK -  ULUDAĞ ÜNV                                      FİZİK<br />
<br />
51-BURAK YILDIZ                 -        KÜLTÜR ÜNV                                       İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ<br />
<br />
52-BURCU TEKİN          -             ERCİYES ÜNV                                     JAPON DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
53-CEREN ERUYGUN          -       SAKARYA ÜNV                                    ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
54-DİDEM DİLEKLİ          -             ANKARA ÜNV                                     FRANSIZ DİLİ VE EDB<br />
<br />
55-BİRCAN ÇAKMAK        -          HACETTEPE ÜNV                              ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
56-ÖZNUR ARSLAN           -          İSTANBUL ÜNV                                  İSPANYOL DİLİ VE EDB<br />
<br />
57-EZGİ GÜNTÜRK        -              SELÇUK ÜNV                                      FARS DİLİ VE EDB<br />
<br />
58-VİLDAN ÖZDEMİR       -           DUMLUPINAR ÜN                               TÜRK DİLİ VE ED<br />
<br />
59-SİNEM ŞABUDAK          -        İSTANBUL ÜNV                                    İKTİSAT<br />
<br />
60- ERCAN SARI          -                KARADENİZ TEKNİK ÜN                    İKTİSAT<br />
<br />
61-ERHAN ARDA ERDİL    -        AFYON KOCATEPE ÜNV                   İKTİSAT<br />
<br />
62-FERHAT KARAGÖZ        -       UŞAK ÜNV                                            TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[2008 ÖSS SINAVINDA ÜNİVERSİTEYİ KAZANAN ARKADAŞLARIMIZI KUTLAR, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLERİZ.<br />
<br />
1-CANAN ECEL              -         MARMARA ÜNV                              MATEMATİK<br />
<br />
2-BAYRAM ÖZDEMİR        -       MARMARA ÜNV                             HUKUK FAKÜLTESİ<br />
<br />
3-ŞAHİN TÜFEKÇİ               -      KIRIKKALE ÜNV                             HUKUK FAKÜLTESİ<br />
<br />
4-ERTUĞRUL DERELİ       -       YILDIZ TEK ÜNV                             MİMARLIK<br />
<br />
5-MERVE KALUÇ             -        İSTANBUL ÜNV                               PEYZAJ MİMARLIĞI<br />
<br />
6-HİLAL YOĞURTÇU         -       DİCLE ÜNV                                       İNGİLİZCE ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
7-ESRA BAHTİYAROĞLU    -   KOCAELİ ÜNV                                  FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
8-GÖZDE DEMİRCİ           -       HACETTEPE ÜNV                           FİZİK  ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
9-AYŞENUR KADIOĞLU    -      İ.TİCARET ÜNV                                MATEMATİK(BURSLU)<br />
<br />
10-SİMAY KÖROĞLU        -        İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ             GAZETECİLİK<br />
<br />
11-KADİR TOP                 -          SAKARYA ÜNV                                MATEMATİK<br />
<br />
12-EMİNE DURAN        -             KIRIKKALE ÜNV                              MATEMATİK<br />
<br />
13-MUSTAFA TANRIÖVER   -      ODTÜ                                              SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
14-NEJLA TAŞKIN             -        GİRESUN  ÜNV                                BİYOLOJİ<br />
<br />
15-CANBER GÜVEŞ     -            MARMARA ÜNV                              İŞLETME(ALMANCA)<br />
<br />
16-HATİCE ERASLAN        -       ABANT İ.BAYSAL ÜNV                   T.D.EDEBİYAT<br />
<br />
17-ZEYNEP ÖZKUL         -           MARMARA ÜNV                              MALİYE <br />
<br />
18-ONUR YAVUZ            -             YILDIZ TEK ÜNV                              İKTİSAT<br />
<br />
19-YONCA SARI            -              ABANT İ.BAYSAL ÜNV                   İŞLETME<br />
<br />
20-SERHAT ÖZDEMİR      -         GAZİ  ÜNV                                         KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
21-MUHARREM DEMİRCİ   -       GAZİ  ÜNV                                         KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
22-TUĞBA AKKAYA        -           DUMLUPINAR ÜNV                         KAMU YÖNETİMİ<br />
<br />
23-SERPİL HACER IŞIK      -        BEYKENT ÜNV                                ULUSLARARASI İLİŞKİLER(BURSLU)<br />
<br />
24-ÖMER KALABALIK         -        SELÇUK ÜNV                                  RADYO,TELEVİZYON,SİNEMA<br />
<br />
25-EMRE TUFAN               -           ÇUKUROVA ÜNV                            İSTATİSTİK<br />
<br />
26-TUĞBA SARGIN         -             MARMARA ÜNV                               FİZİK<br />
<br />
27-SEDA UZUNBOY       -              TRAKYA ÜNV                                   KİMYA<br />
<br />
28-BURCU GÜNDOĞMUŞ     -      ANKARA ÜNV                                  İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
29-MERTCAN DURMUŞ       -        PAMUKKALE ÜNV                         İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
30-SEDA SAYAR              -             İSTANBUL ÜNV                               FRANSIZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
31-ÖZLEM NUR DURMAZ    -        İSTANBUL ÜNV                               ARAP DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
32-RUKİYE DURSUNER         -      ANKARA ÜNV                                  FRANSIZ  DİLİ VE EDEBİYATI  <br />
<br />
33-DERYA BALCI               -           EGE ÜNV                                          TARİH<br />
<br />
34-SAADET KARADENİZ      -      BEYKENT ÜNV                                 TURİZM İŞLT(%50 BURSLU)<br />
<br />
35-MUSTAFA ERDİ AKBULUT  -   BEYKENT ÜNV                                 İŞLETME<br />
<br />
36-ALTAN YARIŞ           -               FATİH ÜNİVERSİTESİ                      İŞLETME<br />
<br />
      GEÇEN YIL MEZUN OLAN ÖĞRENCİLERİMİZ<br />
<br />
37-SALİH ATA         -                       MARMARA ÜNV                               ÇALŞ EK. VE END İLŞ<br />
<br />
38-YILDIRAY ÇAVAK      -              MARMARA ÜNV                               İKTİSAT<br />
<br />
39-YUSUF TAŞCI           -               ULUDAĞ ÜNV                                   İKTİSAT<br />
<br />
40-ÖZCAN KOÇ          -                  YILDIZ TEK ÜNV                                SİYASET B. VE ULUSLAR ARASI İLŞ<br />
<br />
41-BİROL SÜLÜK            -              DOĞUŞ ÜNV                                     MATEMATİK(BURSLU)<br />
<br />
42-FULYA GÜLTEKİN        -           DUMLUPINAR ÜNV                          İŞLETME<br />
<br />
43-ÖZLEM YAKAR            -            SİNOP ÜNV                                        MATEMATİK<br />
<br />
44-ESRA POTUR           -               AMASYA ÜNV                                    FEN BİLGİSİ ÖĞRETMENLİĞİ<br />
<br />
45-ÜMRAN HÜSEM      -                ÇANKIRI KARATEKİN ÜNV              İŞLETME<br />
<br />
46-MERAL AYAN            -              CUMHURİYET ÜNV                            ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
47-ASİYE ŞAHİN           -                ANKARA  ÜNİV                                 İTALYAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
48-CEREN ERKILINÇ       -           KOCAELİ ÜNV                                     İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
49-FERİT TOKTAŞ           -            MARMARA ÜNV                                  FİZİK<br />
<br />
50-İLKNUR EMİNEGÜL ÇİÇEK -  ULUDAĞ ÜNV                                      FİZİK<br />
<br />
51-BURAK YILDIZ                 -        KÜLTÜR ÜNV                                       İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ<br />
<br />
52-BURCU TEKİN          -             ERCİYES ÜNV                                     JAPON DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
53-CEREN ERUYGUN          -       SAKARYA ÜNV                                    ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
54-DİDEM DİLEKLİ          -             ANKARA ÜNV                                     FRANSIZ DİLİ VE EDB<br />
<br />
55-BİRCAN ÇAKMAK        -          HACETTEPE ÜNV                              ALMAN DİLİ VE EDEBİYATI<br />
<br />
56-ÖZNUR ARSLAN           -          İSTANBUL ÜNV                                  İSPANYOL DİLİ VE EDB<br />
<br />
57-EZGİ GÜNTÜRK        -              SELÇUK ÜNV                                      FARS DİLİ VE EDB<br />
<br />
58-VİLDAN ÖZDEMİR       -           DUMLUPINAR ÜN                               TÜRK DİLİ VE ED<br />
<br />
59-SİNEM ŞABUDAK          -        İSTANBUL ÜNV                                    İKTİSAT<br />
<br />
60- ERCAN SARI          -                KARADENİZ TEKNİK ÜN                    İKTİSAT<br />
<br />
61-ERHAN ARDA ERDİL    -        AFYON KOCATEPE ÜNV                   İKTİSAT<br />
<br />
62-FERHAT KARAGÖZ        -       UŞAK ÜNV                                            TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üstteki Üyeye Hangi Şarkıyı Hediye Ederdiniz???]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1501</link>
			<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 05:13:20 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1501</guid>
			<description><![CDATA[üstteki üyeye hangi şarkıyı hediye edicez onu yazıcaksınız olay bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[üstteki üyeye hangi şarkıyı hediye edicez onu yazıcaksınız olay bu...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[11 TM/B mazisi]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1500</link>
			<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 06:52:01 -0700</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1500</guid>
			<description><![CDATA[bu bölüm artık bizim eski 11TM/B liler :D kendi bölümünüze lütfen ehehe]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bu bölüm artık bizim eski 11TM/B liler :D kendi bölümünüze lütfen ehehe]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[UnUtTuRmA!..]]></title>
			<link>http://gultepelisesi.com/forum/showthread.php?tid=1499</